Çarşamba, Hazirane 10 · Kategori: din

kerbela

KERBELA BİR MEKTEPTİR

KERBELA BİR MEKTEPTİR

   Alınması gereken dersler farklı açılardan bakan herkese göre değişir onlardan bazıları şöyledir.

   Düşmanı Affetme

   Genelde düşman, düşmanını affetmez ve onu bağışlamaz. Düşman tarafların birbirini affettiği oldukça az görülmüş bir şeydir.

   Ama İmam Hüseyin (a.s) Mekke'ye dönmesine ve Kufe'ye gitmesine engel olan ve ona düşmanla karşılaşmaktan başka bir yol bırakmayan kimseyi bile affetti.

   Hür b. Yezid-ir Riyahi İmam Hüseyin'in (a.s) ona yaptığı iyiliklere rağmen onu Kufe'ye gitmekten, Medine'ye dönmekten veya başka bir yere yönelmekten alıkoymuştu. Halbuki İmam onu ve ordusunu susuzluktan ve ölümden korumuştu. Ama buna rağmen yaptıklarından pişman olup, özür dileyince, İmam (a.s) onu bağışladı ve özrünü kabul etti. Savaşıp yere düştüğünde başucuna gelerek onu medhedip şöyle buyurdu:

  Annen seni Hür olarak adlandırmakla hata etmedi. Şüphesiz ki sen dünyada hür idin; ahirette de saadete erenlerden olacaksın.

 Hedef, Hidayettir, Kan Dökmek Değil

   Kıyamların çoğunda görüldüğü üzere iş başına geçenler hemen intikam almaya kalkışmışlardır. Düşmanlarının kanına susayarak kan dökmek ve insanları öldürmekle meşgul olmuşlardır.Ama İmam Hüseyin (a.s) asla bu yolu denememiştir. İmam (a.s) zor şartlar altında dahi insanları, özellikle de tağutların aldattığı kimseleri hidayet etmek istemiştir.Bu yüzden İmam Hüseyin (a.s) savaşı ilk başlatan kimse olmaktan sakınıyordu. Nasihat, vaaz, hatırlatma ve sakındırma yollarına başvuruyordu.

   Hür, yol esnasında İmam'ı muhasara edince Züheyr ibn-il Kayn şöyle dedi: Ey Resulullah'ın torunu! Bunlarla savaşmak, sonradan gelenlerle savaşmaktan daha kolaydır bize. Daha sonra gücümüzün yetmeyeceği kadar (ordu) gelecektir. Ama İmam (a.s) savaşı ilk başlatan ben olmayacağım. diye cevab verdi. Sonra da onlara nasihat etmeye ve kendini tanıtmaya başladı.

   Tarihin de şahid olduğu üzere İmam (a.s) Medine'den çıktığı andan şehadetine kadar sürekli insanları hidayet ve irşad etmekle meşgul idi.Tarih Hz. Hüseyin (a.s)'ın yıl boyunca fert ve cemaatlere yaptığı nasihat, söz ve hutbelerini kaydetmiştir. Bunların hepsi de İmam Hüseyin'in, insanları uyandırma, kendine getirme, irşad ve hidayeti için elinden geldiğini esirgemediğine delalet etmektedir. İmam bütün bunları ümmetin dini ve siyasi vazifeleriyle amel etmesi ve de kan dökülmemesi için yapıyordu. Hatta savaşmak zorunda kalınca da savunma hedefiyle savaşıyordu. İnsanları boş yere öldürmekten çekiniyor, zaruri olduğu ölçüde harb ediyordu.

KERBELA BİR MEKTEPTİR

 Yardıma Zorlamamak

   İmam Hüseyin (a.s), ashabını kendine yardım edip etmeme konusunda serbest bıraktı. Onları yardıma zorlamadı. Aşura gecesi ashabına şöyle dedi: Bilin ki yarın düşmanla karşılaşacağımız gündür. Ben hepinize gitmek hususunda izin veriyorum. Üzerinizde hiç bir hakkım yoktur. Her tarafı bürüyen gece karanlığından yararlanın, her biriniz de Ehl-i Beytim'den birinin elini tutup gitsin. Allah sizi hayırla mükafatlandırsın. Bunlar sadece beni istiyorlar. Beni ele geçirirlerse sizden vazgeçerler.  Ama İmam'ın ashabı, kardeşleri ve oğulları onu yalnız bırakmayacaklarını, onu koruyacaklarını söylediler. Çünkü onlar şehadet aşıklarıydı.

   Muhammed b. Bişr-il Hazremi, İmam'ın ashabından biriydi. Rey yakınlarında oğlunun esir düştüğünü haber alınca şöyle dedi: Maruz kaldığım bu müsibete Allah'ın rızası için tahammül ediyorum. Oğlum esir olduktan sonra ben sağ kalmayı sevmiyorum.

   İmam Hüseyin (a.s) onun bu sözünü duyunca şöyle dedi: Allah sana rahmet etsin. Beyatimi üzerinden aldım. Git ve oğlunu kurtarmaya bak.

   Bişr şöyle dedi: Ya Eba Abdillah, eğer sizden ayrılacak olursam yırtıcı hayvanlar beni diri diri parçalasınlar.

İmam da şöyle buyurdu: O halde bu zırh ve kalkanları al ve oğlun Muhammed'e ver, o kardeşini kurtarmaya çalışsın. İmam Hüseyin'in verdiği şeyler bin dinar değerinde idi.

  Geçen ahlaki örneklerden şu neticeleri alabiliriz;

  Evvelen: Hüseyin'in (a.s) kıyamı sadece zalim bir hükumetin aleyhine başlatılan siyasi ve askeri bir hareket değildi. Aynı zamanda bu hareket Emevi rejiminin temsil ettiği ve halifelerinin sahiplendiği bir takım bozuk ve düşük değerler aleyhine başlatılan bir kıyamdı.

  Emevi rejimin başında Yezid b. Muaviye b. Ebi Süfyan adında bir fasık bulunuyordu. İmam onun hakkında şöyle buyurmuştu:

  Ben Peygamber'in Ehl-i Beytin'denim Allah insanları yönetmeği bizimle başlattı ve bizimle de bitirecek. Ama Yezid şarap içen, facir ve suçsuz insanları öldüren birisidir. Benim gibisi onun gibisine beyat etmez.

   Hakeza İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurdu:

   İslam ümmeti Yezid gibi bir idareciye kaldıysa İslam'la vedalaşmak gerekir.

   İkinci olarak: İmam Hüseyin'in kıyamı her asırda inkılapçı ve  mukaddes bir hedef ve şerefli bir gaye taşıyan insanlar için bir mukaddes amaçların sadece mukaddes ve şerefli araçlarla elde edilmesi gerektiğini öğretti. Yani Makyavelist öğretilerinin bu mektebin nazarında tamamen reddedildiğini ortaya koydu. Aksi takdirde insan mukaddes hedef ve kutlu gayesinden sapacak ve bir fesadın yerini başka bir fesad alacaktır.

   Üçüncü olarak: Ahlaki üslup diğer tüm üslublardan daha etkili ve eser açısından daha kalıcıdır. Düşman için de tüm silahlardan daha öldürücü ve helak edicidir. Bu gönüllere işleyen ve kalpleri değiştiren bir silahtır. Akıllar üzerinde olumlu etkileri vardır. İnsanı, cinayetkâr düşmanların üzerine galib kılan bir silahtır. Bu silah düşmanı bozmak, niyetini açığa çıkarmak ve halka gerçek yüzünü göstermek için en iyi bir silahtır.

   Tüm salih inkılablar kendilerine layık olan, bu inkılaptan öğrenmişlerdir şüphesiz. Hüseyni kıyam, bütün bu inkılabların yol göstericisi konumundadır.

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Çarşamba, Hazirane 10 · Kategori: din

hz zeynep in [a.s] kufe halkına konuşması

     Beşir b. Hüzeym-i Esedî şöyle diyor: Müminler Emiri Ali'nin (a.s) kızı Zeyneb'i (s.a) gördüm; insanlara hitaben konuşma yapıyordu ve andolsun ki ondan daha güzel konuşabilen bir kadın görmemiştim. Ali'nin (a.s) sözleri dökülüyordu dilinden.

    İnsanlara, susmaları için işaret etti. Nefesler tutuldu, develerin boynundaki çıngıraklar durdu. Sonra konuşmaya başladı:

 

اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ عَلَي أَبِي مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ الطَّيِّبِينَ اْلأَخْيَارِ، أَمَّا بَعْدُ:

يَا أَهْلَ الْكُوفَةِ، يَا أَهْلَ الْخَتْلِ وَالْغَدْرِ، أَتَبْكُونَ؟ فَلاَ رَقَأَتِ الدَّمْعَةُ وَ لاَ هَدَأَتِ الرِّنَّةُ، إِنَّمَا مَثَلُكُمْ كَمَثَلِ الَّتِي نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ أَنْكَاثاً، تَتَّخِـذُونَ أَيْمَانَكُمْ دَخْـلاً بَيْنَكُمْ، أَلاَ وَ هَـلْ فِيكُمْ إِلاَّ الصَّلَـفُ وَالنَّطَـفُ وَالصَّدْرُ الشَّنَفُ وَ مَلْقُ اْلإِمَاءِ وَ غَمْزُ اْلأَعْدَاءِ، أَوْ كَـمَرْعَي عَلَي دِمْنَةٍ، أَوْ كَفِضَّةٍ عَلَي مَلْحُودَةٍ، أَلاَ سَاءَ مَا قَدَّمْتْ لَكُمْ أَنْفُسُكُمْ أَنْ سَخِطَ اللهُ عَلَيْكُمْ وَ فِي الْعَذَابِ أَنْتُمْ خَالِدُونَ.

أَتَبْكُونَ وَ تَنْتَحِبُونَ؟ إِي وَاللهِ فَابْـكُوا كَثِيراً وَاضْحَكُوا قَلِيلاً، فَلَقَـدْ ذَهَبْتُمْ بِعَارِهَا وَ شَنَارِهَا، وَلَنْ تَرْحَضُوهَا بَغَسْلٍ بَعْدَهَا أَبَداً، وَ أَنَّي تَرْحَضُونَ قَتْلَ سَلِيلِ خَاتِمِ النُّبُوَّةِ وَ مَعْدِنِ الرِّسَالَةِ وَ سَيِّدِ شَبَابِ أَهْـلِ الْجَنَّةِ وَ مَلاَذِ خِيَرَتِكُمْ وَ مَفْزَعِ نَازِلَتِكُمْ وَ مَنَارِ حُجَّتِكُمْ وَ مَدَرَةِ سُنَّتِكُمْ.

أَلاَ سَأءَ مَا تَزِرُونَ وَ بُعْداً لَكُمْ وَ سُحْقاً، فَلَقَدْ خَابَ السَّعيُ وَ تَبَّتِ اْلأَيْدِي وَ خَسِرَتِ الصَّفْقَةُ، وَ بُؤْتُمْ بِغَضَبٍ مِـنَ اللهِ وَ ضُرِبَتْ عَلَيْكُمُ الذِّ لَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ.

وَيْلَكُمْ يَا أَهْلَ الْكُوفَةِ، أَتَدْرُونَ أَيَّ كَبَدٍ لِرَسُولِ اللهِ فَرَّيْتُمْ، وَ أَيَّ كَرِيمَةٍ لَهُ أَبْرَزْتُمْ، وَ أَيَّ دَمٍ لَهُ سَفَكْتُمْ، وَ أَيَّ حُرْمَةٍ لَهُ انْتَهَكْتُمْ؟ وَ لَقَدْ جِئْتُمْ بِهَا صَلْعَاءَ عَنْقَاءَ سَوْآءَ فَقْمَاءَ (و في بعضها: خَرْقَاءَ شَوْهَاءَ) كَطِلاَعِ اْلأَرْضِ أَوْ مِلاَءِ السَّمَاءِ.

أَفَعَجِبْتُمْ إِنْ مَطَرَتِ السَّمَآءُ دَماً، وَ لَعَذَابُ اْلآخِرَةِ أَخْزَي، وَ أَنْتُمْ لاَ تَنْصِرُونَ، فَلاَ يَسْتَخِفَّنَّكُمُ الْمَهَلُ فَإِنَّهُ لاَ يَحْفِزُهُ الْبِدَارُ، وَ لاَ يَخَافُ فَوْتُ الثَّارِ، وَ إِنَّ رَبَّكُمْ لَبِالْمِرْصَادِ.

"Hamd Allah'a mahsustur ve salât olsun babam Muhammed'e, tertemiz kılınmış ve seçilmiş Ehlibeyt'ine."

"Ey Kûfe halkı, ey hilekâr ve düzenbazlar, bize mi ağ-lıyorsunuz? Göz yaşlarınız dinmesin ve iniltileriniz susmasın! Siz, iplerini iyice ve sıkıca dokuyan ve sonra da dokuduğunu söken bir kadın gibisiniz. Yeminlerinizi hile ve hıyanetinize siper edindiniz; iman bağı kurup sonra kopardınız. Kendinizi övmekten ve fesat çıkarmaktan başka bir şey bilmezsiniz. Köleler gibisiniz; içiniz kin ve yağcılık dolu ve düşmanlara gammazlık edersiniz. Siz pisliklerde yeşeren bitkiler gibisiniz, yenmez; ve kabirleri süsleyen gümüşler gibisiniz, kullanılmaz. Öbür dünyanız için öylesine kötü bir yol azığı aldınız ki, Allah'ın gazabına sebep oldu ve ebedî azap hazırlandı sizler için."

"Bizi öldürdükten sonra bir de kalkıp bize ağlıyor ve kendinizi zemmediyorsunuz, öyle mi? Evet, andolsun Allah'a, çok ağlayın ve az gülün! Çünkü siz öyle bir leke ve a-şağılığı kabullendiniz ki hiçbir suyla yıkanmaz. Cennet genç-lerinin efendisi olan Peygamber evladını, savaşlarda ve sıkıntılarda sığındığınız insanı, düşmanlar karşısındaki imam ve önderinizi, kendisinden din ve şeriatı öğrendiğiniz insa-nı öldürdünüz. Bu lekeyi hangi su temizler?"

Bilmiş olun, büyük bir günah işlediniz ve vebaliniz çok büyüktür. Allah'ın rahmetinden uzak olun, kahrolun! Çabalarınız sizi meyus etti; elleriniz ziyankâr oldu, muameleniz de hüsranınıza sebep oldu. Şüphesiz Allah'ın gazabına uğradınız; aşağılık ve düşkünlük kuşattı sizi."

"Yazıklar olsun size ey Kûfeliler! Allah Resulü'nün (s.a.a) ciğerini parelediniz; haberiniz var mı? Perde ardında bulunan masum ailesini perdenin dışına çıkardınız. Onun kanını nasıl akıttınız ve hürmetini ayak altına aldınız? Ne de kötü ettiniz; ne de büyük bir musibet çıkardınız! Yer ve gök büyüklüğünde bir zulüm işlediniz!"

"Gökyüzünün kan yağmasına hayret mi ettiniz? Şüphesiz kıyametin azabı daha çetin ve aşağılayıcıdır; o gün size yardım eden de olmayacaktır. Allah'ın size vermiş olduğu bu mühlet sizi rahatlatmasın ve haddinizi aştırmasın. Çünkü Allah intikam almada acele etmez ve intikam hakkını kaybetmekten de korkmaz. Şüphesiz ki Rabbiniz pusudadır!"

Olayı anlatan şahıs şöyle ekliyor:

Andolsun Allah'a, bu sözler karşısında halkın hayrete düştüğünü gördüm; ağlıyor ve ellerini ısırıyorlardı. Yanımdaki yaşlı adam o kadar ağlamıştı ki yüzü ıslanmıştı ve şöyle diyordu: Babam, anam size feda olsun! Yaşlılarınız yaşlıların, gençleriniz gençlerin, kadınlarınız kadınların ve soyunuz da bütün soyların en hayırlısıdır; ne aşağılanır ve ne de yenilgiye uğrar.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Cumartesi, Hazirane 6 ·

çocukluğum...

 

 elimi omzuna koydum çocukluğumun dün gece ...eskilerden konuştuk biraz.....

Yorum (yok) Yorum yaz!

Perşembe, Mayıs 28 · Kategori: tarih

vahşete kara örtü

 

 

ABD; Bush döneminde zirveye çıkan vahşeti, başarılı bir halkla ilişkiler çalışması sonucu tüm dünyada estirmeyi başardığı Obama rüzgarı ve ‘ilk siyah başkan’ figürüyle unutturmaya çalışıyor.


TÜm tarihi emperyalizm, kan, zulüm ve gözyaşıyla dolu ABD’nin Irak’ta, Afganistan’da hala sürdürdüğü işkence ve katliamları, Ebu Garib’de yaptıklarını hangi imaj operasyonu unutturabilir! 


* Amerika, Irak’ta 6.5 milyon çocuğu babasız bıraktı...


* Yaklaşık 150 bin kadına tecavüz ve ve işkence edildi


* 2.5 milyon kadın dul kaldı, 60 bini psikolojik tedavide



Vahşeti ‘kara örtü’yle kapatma çabası!
’Değişim, özgürlük, demokrasi’ sloganlarıyla başkanlık koltuğuna getirilen Obama’yla Irak ve Afganistan’da yaşananların üstü örtülmeye çalışılıyor


Amerika Birleşik Devletleri, 4 Kasım’da sandığa giderek tercihini siyahi Barack Obama’dan yana kullandı. Büyük bir halkla ilişkiler çalışması sonucu seçtirilen Obama’dan ABD’nin ’korku imparatorluğu’ imajının düzeltilmesi bekleniyor. Bush’un Irak ve Afganistan’da yaptığı vahşetlerin üstü Obama’nın ’ilk siyah başkan’ figürüyle örtülmeye çalışılıyor.

Göz boyama...

“Özgürlük ve demokrasi” sloganıyla Ortadoğu coğrafyasını parça parça bölerek kan gölüne çeviren ABD; kirli ellerini, Demokrat Obama’nın ’değişim sabunu’ ile temizleme kampanyası başlattı. Katliam ve işkence siciliyle tüm dünyada itibarı yerle bir olan işgalci güç ABD’nin yandaşları tarafından yürütülen kampanyada ‘Sam Amca’ karşıtlığının üzerine ’siyah merhem’ sürülerek, yumuşatılıyor. Yeni Başkan Barack Obama, artık emperyalizmin merkezi Amerika’nın yaldızlı cilası ve sömürge ülkelerinin gözünü boyamak için kullanılan muhteşem bir araç.

Değişim yalanı
Bush’un Irak ve Afganistan’ı ’demokrasi’ adına işgal ettiğini hatırlatan uzmanlar, benzer argümanları kullanan Obama’nın ’değişim’ sloganına inanılmaması gerektiğini kaydetti. ABD’nin devlet politikasının kişilere göre belirlenmediğine dikkat çeken uzmanlar, Ortadoğu’da yapılan çocuk katlimları, kadınlara tecavüz ve işkence üslerinde yaşananların üstünün Obama ile örtülmek istendiğine vurgu yaptı.



Bunları unutacak mıyız?


6.5 milyon çocuk öksüz
Irak’ta 2003’ten bu yana 6.5 milyon çocuk Amerika’nın kurşunlarıyla öksüz kaldı. 2.5 milyon kadının da dul kaldığı ülkede halen 600’e yakın çocuk gözaltında ve hangi şarlarda bulunduğu bilinmiyor. BM Çocuklara Yardım Fonu’nun Mayıs’ta yayınladığı verilere göre ülkedeki işkencenin boyutu tahmin edilmiyor. Yine bağımsız kaynaklara göre Irak’ta bu güne kadar aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 1,5 milyon kişi katledildi. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın verdiği bilgiler ise insanın kanını donduruyor: “Ülkede 150 binden fazla kadına işkence edildi ve tecavüze uğradı. Tecavüze uğrayan kadınlar çareyi intihar etmekte buldu. Yaklaşık 60 bin kadın psikolojik tedavi görüyor.”



Tecavüz edilen Iraklı kadının feryadı
Aralık 2006’da Irak’taki Ebu Garib cezaevinde tecavüz edilen Nur isimli kadının muktubu insanlık onurunun nasıl ayaklar altına alındığını tüm dünya gösterdi. İşte o mektup:
“Halkıma, Ramadi‘nin, Halidiye‘nin ve Felluce‘nin insanlarına; erdem ve onurlarını kaybetmeyen tüm dünyadaki insanlara... Bu size, Amerikan-siyonist hapishanesi Ebu Garib‘ten kardeşiniz Nur‘un mektubudur... Ey kardeşlerim;
Allah‘a yemin ederim ki, yaşadıklarımızı dile getirmekten acizim. Bundan ar ediyorum. Ama yine de kelimelere sığınarak size olanları anlatacağım...
Burada yapılanlar, Siyonistler‘in hapishanelerde Filistinli gençlere ve kadınlara yaptıklarından daha berbat.
Orada fiziki işkence yapıyorlardı. Oysa burada her gün ırzımıza geçiyorlar. Vahşi, kana susamış hayvanlar gibi...  Avazımız çıktığı kadar çığlıklar atıyoruz ama kimsenin bizi duyduğu yok!... Elinize geçen bütün silahlarla bu hapishaneye saldırın! Hem onları hem de bizleri öldürün!... Hepimizin karnında onların p****leri var! Çoğumuz hamileyiz! Biz dünden ölüme razıyız! Size yalvarıyoruz; gelin ve kurtarın bizleri...”



Hâlâ 420 gizli işkence merkezi var
Iraklı Sünni muhalefet milletvekili Muhammed El Daini, ülkesinde binlerce
kişinin, gizli gözaltı mer-
kezlerinde işkence gördüğünü söylemişti. 31 Ekim’de İsviçre’nin Cenevre kentinde gazetecilere konuşan El Daini, 420 gayri resmi gözaltı merkezinde direnişçilerin yasal gerekçe olmadan tutulduğuna dikkat çekmişti. Muhammed El Daini, bu gizli merkezlerden 13’üne girmeyi başardığını ve gizli gözaltı ağının varlığını doğrulayan bir hükümet raporunu da ele geçirdiğini belirterek “Elimde kanıtlar var” demişti.



Dehşete düşüren görüntüler...
Irak’ın Ebu Garip Cezaevi’nde 2003’te ABD askerlerinin tutuklulara yaptığı işkence görüntülerinin ortaya çıkması tüm dünyayı dehşete düşürmüştü. “Iraklı esirlere sopalar ve farklı aletlerle tecavüz edildiği, çırılçıplak soyuldukları, kadın çamaşırları giymeye zorlandıkları, günlerce su ve tuvalet bulunmayan hücrelerde tutuldukları ve sürekli olarak dövüldükleri” görüntüleri hafızalara kazınmıştı.



Siviller kuş gibi avlanıyor
Irak’tan iki yıl önce işgal edilen Afganistan’da da her gün onlarca sivil katlediliyor. Düğün konvoylarını ve evleri gözünü kırpmadan savaş uçaklarıyla bombalayan işgal kuvvetlerinin vahşeti aralıksız sürüyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, sadece 2004 yılında 5 bin sivilin öldürüldüğünü belirttti. Örgüte göre, 2007 ve 2008’de öldürülen insan sayısı 4 kat arttı. Afgan hükümet temsilcilerine göre 5 yılda 30 binden fazla sivil hayatını
kaybetti.



Guantanamo dramı
Amerika’nın bilinen diğer işkence üssü ise Guantanamo. Afganistan ve Irak’tan toplanan binlerce kişi burada insanlık dışı ortamlarda tutularak işkenceye maruz kaldı. Guantanamo’da düzenli işkence seanslarına FBI ve CIA ajanlarının da katıldığı ortaya çıktı. Uluslararası Af Örgütü’nün verilerine göre, işkence üssünde hala aralarında onlarca çocuğun da bulunduğu 300 tutuklu bulunuyor.



İsrail’e tam destek verdi
ABD’nin 44’üncü başkanı seçilen Obama, İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile telefon görüşmesi yaptı. Olmert’in ofisinden yapılan açıklamada liderlerin  görüşmede Ortadoğu barış sürecinin ileriye götürülmesi gerektiği konusunda anlaştıkları belirtildi. Açıklamada, İsrail’in güvenliğinin korunması gerektiği üzerinde durulduğu ve dostluğun süreceğinin teyit edildiğine dikkat çekildi. Yeni başkan Obama, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile de telefonda konuştu. Liderlerin görüşmesinin sıcak bir havada geçtiği belirtildi.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Pazar, Aralık 21 ·

ineternet bağımlıluğı

İnternet bağımlılığı...Çevrimiçi hayatlar....
İnternet Bağımlılığı: Sanal mı Gerçek mi?


Günümüzde ‘çevrimiçi hayat’ları insanlar için git gide önem kazanıyor ve ruh sağlığı profesyonellerinin de görmezden gelemeyeceği bir konu halini almış durumda. Internet Bağımlılığı veya sorunlu Internet kullanımı birçok ülkede yaygınlaşan bir problem ve yeni bir psikiyatrik rahatsızlık olarak resmileşme sürecindedir.

Internet bağımlılığı nedir?

Amerikan halkının %71’i İnternet’e bağlanıyor ve alışveriş, eğlence, politik kampanyalar gibi yaşamın her alanında Internet kullanılıyor. Ancak İnternet kullanımı bazı insanlar için sorun yaratan boyuta ulaşmıştır. Bu yeni bağımlılık türü için oluşturulan kriterler psikolojik bir rahatsızlık olan ‘Patolojik Kumar Bağımlılığı’ kriterlerinden uyarlanmıştır. Bu kriterler: kafanın devamlı Internet’le meşgul olması, daha fazla çevrimiçi olarak rahatlamak, isteğe rağmen Internet kullanımını azaltamamak, kullanım azaltıldığında huzursuz olmak, istenilenden daha uzun süre çevrimiçi olmak, etrafa İnternet kullanımını gizleyen tavır almak veya yalan söylemek, işlevselliğin azalması ve kendini tedavi maksatlı Internet kullanmak. Bu kriterlerden beşini dolduran kişiler Internet bağımlısı sayılabiliyor.

İnternet Bağımlılığı ‘Dürtü Kontrol Bozuklukları’ veya ‘Madde İstismarı’ gibi ruhsal rahatsızlıklarla ortak özellikler gösterebilir. Dürtü Kontrol Bozukluğu durumunda olduğu gibi yoğunlaşan endişe, İnternet kullanımı ile azalsa da uzun süreli ele alındığında kişinin stres düzeyi artar. Madde İstismarında olduğu gibi İnternet kullanımı ile beyindeki dopamin seviyesi yükselir ve belli bir dopamin seviyesine ulaşmak ve rahatlamak için hep daha fazla İnternet kullanımı gerekli olur. İnternet’ten uzak kalan bağımlıda yoksunluk semptomları gözükür.

Patolojik boyuta ulaşan İnternet kullanımı davranışının yarattığı kendine özgü duygusal, düşünsel ve davranışsal semptomların araştırılması gerekmektedir. Video oyunu tutkunluğu ve Internet kullanımının uzun süreli sonuçları hakkında araştırmalara devam edilmektedir.

Ne kadar yaygın?

Araştırmalar Amerika Birleşik Devletleri’nde toplumun % 3’ünden % 10’unun İnternet Bağımlılığına yatkın olduğunu göstermiştir ancak bu araştırmalar çevrimiçi yapıldığından taraflıdır. Kore’de 1500 onbeş ve onaltı yaşında gencin katıldığı araştırmalarda ise Internet Bağımlılığı yaygınlığının % 1.6 civarında olduğu ortaya çıkmıştır. Norveç’te 3200 ergenin katıldığı diğer bir araştımada ise bu oran % 1.98’dir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yetişkinlerde (ortalama 48 yaş) sorunlu Internet kullanımı üzerine telefonla yapılan bir araştırmaya 50 eyaletten 2513 yetişkin katılmıştır. İletişime geçilen kişilerden % 56’sı yanıt vermiştir. Araştırmaya göre yetişkinlerin % 4’ünden 14’üne İnternet’le sorunlu bir ilişkisi var. Yetişkilerin:

% 4’ünün aklı çevrimdışı iken İnternet’le meşgul,

% 6’sı özel ilişkilerinde İnternet kullanımı yüzünden zorluklar yaşıyor,

% 6’sı depresif ve olumsuz ruh hallerinden kurtulmak için çevrimiçi oluyor,

% 9’u Internet’le ilgili faaliyetlerini saklamaya meylediyor,

% 11’i dilediklerinden daha uzun çevrimiçi kalıyor,

% 14’ü için ard arda dört gün İnternet’e bağlanmamak çok zor.


Olası Müdahaleler

Her geçen gün daha çok insan İnternet kullanımı ile sorunlu bir ilişki içine girerken İnternet bağımlılığı tedavisi üzerine yapılan araştırmalar da yoğunlaşmıştır. Terapötik destek olarak uygulanan Bilişsel Davranışçı Terapi’de amaç, danışanın İnternet’ten tamamen uzak kalmasını değil sorunlu çevrimiçi davranışlarından kurtulmasını, Internet kullanımı dışında farklı alternatifler yaratmasını ve İnternet’te geçirdiği sürenin azalmasını sağlamaktır.

İlaç tedavisinde ise Internet bağımlılarının, Kumar Bağımlılığı ve Dürtü Kontrol Bozukluklarında kullanılan Naltrexone’dan yararlanması bekleniyor. Yapılan bir araştırmada bağımlıların bir antidepresan olan Escitalopram’a olumlu yanıt verdiği de gözlenmiştir.

Ted

alıntı

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::